Yeni yılın dördüncü ayına geldik. Takvim hızla ilerliyor gibi görünse de aslında yılın henüz üçte birini tamamladık. Önümüzde hâlâ sekiz ay var. Zamanın geçişi biraz ürkütücü olabilir ama aynı zamanda farkındalıkla durup kendimize şunu sormak için güzel bir an: Ben nasıl hissediyorum? Hedeflerim bana ne söylüyor?
Yıl başında çoğumuz bir şeyleri değiştirmek, düzenlemek, daha kararlı ya da umutlu olmak istedik. Vision board’lar hazırlandı, hedefler dile getirildi. Belki sen de bir pazar günü kahveni alıp hevesle oturdun başına; 2025’i şekillendirmek istedin.
Ben de bu süreçte yakın bir arkadaşımla birlikte hayallerimizi konuştuk, görsellerimizi kestik, kartonlara yapıştırdık, kahvelerimizi içerken birlikte hayallere daldık. Ama zaman geçtikçe o ilk coşkunun yerini “Daha hiçbir şey yapamadım” gibi cümleler aldı. Arkadaşımın bu sözleri bana tanıdık geldi. Çünkü hepimiz zaman zaman hedeflerimize ulaşmak bir yana, onların altında eziliyormuş gibi hissedebiliyoruz.
Peki Neden Böyle Hissediyoruz?
Psikoloji literatürü bu konuda bize önemli ipuçları veriyor. Özellikle amaç yönelimi teorileri, bireylerin hedeflere ulaşırken sadece sonucu değil, süreçteki deneyimi de değerlendirdiğini söylüyor. Higgins’in (1997) Regülasyon Odağı Teorisi’ne göre bireyler ya “başarı kazanmaya” ya da “başarısızlıktan kaçınmaya” yönelik motive olurlar. Eğer vizyon panonu hazırlarken hedefin “yetersiz kalmamak” ise, o hedef kısa sürede bir baskı aracına dönüşebilir.
Ayrıca yapılan araştırmalar, belirlenen hedeflerin aşırı büyük ve detaylı olması durumunda kişinin zamanla tükenmişlik hissi yaşadığını gösteriyor (Schippers et al., 2020). Bu, kişinin motivasyonunu değil, kendilik değerini sorgulamasına neden olabiliyor.
Yılın İlk Çeyreği Geride Kalırken: Şimdi Ne Yapmalı?
İçinde bulunduğumuz zaman dilimi, planları gözden geçirmek için harika bir fırsat. 2025’in ilk üç ayı nasıl geçti? Vision board’ındaki her maddeye ulaştın mı, ulaşmadın mı, bir kenara bırak bunları… Sen bu üç ayda nasıl hissettin?
- Belki içinden hiçbir şey gelmedi, bu da çok normal.
- Belki sadece bir adım attın ama onu görmezden geldin.
- Belki farkında olmadan bir hedefi zaten yaşarken buldun kendini.
Vision board’unu bir başarı çizelgesi gibi değil, iç dünyanı yansıtan bir niyet panosu olarak görmeye çalış. Kendine nazik davran. Gerekirse hedeflerini esnet, güncelle, sadeleştir. Çünkü sen değişiyorsun — hedeflerin de değişebilir.
Sana Küçük Bir Öneri: Hedeflerini Duygularla Eşleştir
Araştırmalar, hedeflerin davranışla değil duyguyla bağ kurduğunda daha sürdürülebilir olduğunu söylüyor (Sheldon & Elliot, 1999). Yani “Bu yıl kitap yazacağım” demek yerine, “Yaratıcı hissetmek ve iç sesimi duyurmak istiyorum” demek sana daha güçlü bir yön verebilir.
Senin İçin Derinleşebileceğin Kaynaklar
- Schippers, M. C., Scheepers, A. W. A., & Peterson, J. B. (2020). A scalable goal-setting intervention closes the gender gap in academic achievement in a large introductory psychology course. PLOS ONE, 15(7), e0235156.
https://doi.org/10.1371/journal.pone.0235156 - Higgins, E. T. (1997). Beyond pleasure and pain. American Psychologist, 52(12), 1280–1300.
https://doi.org/10.1037/0003-066X.52.12.1280 - Sheldon, K. M., & Elliot, A. J. (1999). Goal striving, need satisfaction, and longitudinal well-being: The self-concordance model. Journal of Personality and Social Psychology, 76(3), 482–497.
https://doi.org/10.1037/0022-3514.76.3.482
Son Söz
Bu yazı, vision board’ların heyecanından uzaklaşmak için değil; o heyecanın altında oluşabilecek baskıyı fark edebilmen için yazıldı. Kendi yolculuğuna nazikçe bakman, hedeflerinin ritmini yeniden düzenlemen için. Unutma, yılın henüz başındayız. Ama senin hislerin, her şeyden daha önce geliyor.
“Değişim, dönüşüm, gelişim. Acı-tatlı bu serüvende yanınızdayım”



Yorum bırakın