Temel Duygu ve Öz bilinçli Duyguların Ayrımında Mahcubiyet Duygusu
Doğduğumuz andan itibaren gözlenebilen duygulara temel duygular denir. Evrensel olarak 7 temel duygu vardır. Bu temel duygular; mutluluk, üzüntü, korku, şaşkınlık, kızgınlık (öfke), iğrenme-tiksinti ve aşağılamadır. Öz bilinçli duygular ise doğuştan gelmezler. Doğduğumuz anda öz bilinçli duyguları gözlemleyemeyiz. Deneyimlerimiz ve farkındalığımız sayesinde hissettiğimiz suçluluk, utanç, gurur, mahcubiyet gibi duygular öz bilinçli duygulardır. Bu duyguların deneyimlenebilmesi belli bir düzeyde bilişsel becerilere sahip olmayı gerektirir. Öz bilinçli duygular kişinin kendisiyle yani benliği ile ilgilidir. Deneyimlenen aynı durum bir kişide gurura yol açarken başka bir kişide belirgin bir duyguya yol açmayabilir. Bu durum öz bilinçli duyguların deneyimlenmesinde ve algılanmasında oluşan bireysel farklılıklar, kişinin sahip olduğu bilişsel yeti ve benliği ile ilgilidir.
Temel duyguların deneyimlenmesinde de bilişin rolü vardır ancak temel duyguların ve öz bilinçli duyguların deneyimlenmesi için gerekli bilişsel kapasite gereksinimi ve harcanan çaba farklıdır. Temel duyguların ortaya çıkması için gerekli olan bilişsel kapasite ve harcanan çaba, öz bilinçli duygulara göre daha düşüktür. Örneğin; mutluluk veya korku duygusunun hissedilmesi için daha az çaba ve bilişsel kapasite gerekirken gurur veya suçluluk duygusu için daha fazla çaba ve bilişsel kapasite gerekmektedir. Mahcubiyet gibi öz bilinçli bir duygunun hissedilmesinde bireyin davranışı ile bu davranışın sosyal kuralların gerekliliği arasındaki farkın ayırt edilmesi ve değerlendirmenin yapılabilmesi için bilişsel yeti ve çaba gerekir. Öz bilinçli duyguları temel duygulardan ayıran bir diğer özellik ise öz farkındalık ve değerlendirme gibi becerilerin doğuştan gelmemesidir. Öz farkındalık ve değerlendirme yetisinin gelişimi üzerine öz bilinçli duyguların farkında oluruz.
Neden mahcubiyet hissederiz?
Mahcubiyet duygusu toplum içinde yerine getirilemeyen görevlerden ya da sahip olduğumuz benliğimiz (gerçek benlik) ile olmak istediğimiz benliğimiz (ideal benlik) arasındaki farkın fazla olduğu zaman deneyimleriz. Mahcubiyet duygusunu deneyimlemek için illa toplum içinde olmamız gerekmez. Topluluk içinde olduğumuzu hayal ettiğimizde gerçek izleyiciler olmasa bile kendimizi mahcup hissedebiliriz.
Mahcubiyet duygusu sosyal çevremize uyum sağlamımızı yarayan bir işleve sahiptir. Sosyal varlık olarak insan, çevresindeki kişilerle ve bulunduğu gruplarla uyum içinde olmak ve anlaşmak ister. Hiç kimse dahil olduğu gruptan ve sahip olduğu sosyal çevreden dışlanmak istemez. Mahcubiyet duygusu, hatalı bir davranışta bulunduğumuzda kendimizi ait olduğumuz gruba affettirmemizi kolaylaştırarak sosyal dışlanmadan kurtulmamızı sağlar. Kişi mahcubiyet belirtileri göstererek kendisini affettirerek sosyal ilişkilerini devam ettirebilir. Yani grup tarafından dışlanan birey hatalı davranışından dolayı mahcup hissettiğini gösterdiğinde affedilmesi ve guruba tekrardan dahil edilmesi daha kolay olur.
Peki mahcubiyet duygusu her zaman sosyal işleve sahip midir?
Affedilemeyecek kadar büyük bir hata yapıldığında mahcubiyet duygusu göstermek olumlu sonuç vermez. Fazla gösterilen mahcubiyet duygusu grup üyeleri tarafından bireyin güçsüz olarak algılanmasına da yol açabilir. Bu yüzden mahcubiyet duygusu yarar sağlayabileceği gibi duruma göre kişiye zararda verilebilir. Bu durumda kişinin mahcubiyet ortaya çıkarmasına neden olan bağlam çok etkilidir.
Genellikle mahcubiyet yaşayan bir kişide gözlerini kaçırma, bakışlarının aşağıya doğru kayması, sesinin değişmesi, yüzünün kızarması ve vücudunun büzülmesi gibi belirtiler gözlemlenir. Mahcubiyet duygusu ortaya çıktığında yüz kızarması gibi fizyolojik tepkiler, zihinsel karışıklık, benlik değerinin azalması gibi sonuçları olduğundan mahcubiyet duygusunu deneyimlemeyi istemeyiz.
Mahcubiyet ve Utanç Ayrımı
Utanç duygusu kişinin kendi standartları ve kendi benlik algısında oluşan tutarsızlıktan kaynaklanırken mahcubiyet duygusu toplum içinde gerçek bir tutarsızlık algılandığında ortaya çıkar. Utanç duygusu mahcubiyete göre daha yoğun olarak yaşanır ve ifade edilir. Genellikle ciddi bir hatamız olmadığında mahcubiyet hissederken ciddi bir hata yaptığımızda utanç duygusunu hissederiz. Aynı zamanda sadece bir hata yaptığımızda değil övgü gibi başkalarından pozitif geri bildirim aldığımızda da mahcubiyet duygusunu hissedebiliriz.
Kısaca
Mahcubiyet duygusu toplum içinde yerine getirilemeyen görevlerden ya da sahip olduğumuz benliğimiz (gerçek benlik) ile olmak istediğimiz benliğimiz (ideal benlik) arasındaki farkın fazla olduğu zaman deneyimleriz. Övgü gibi başkalarından pozitif geri bildirim aldığımızda da mahcubiyet duygusunu hissedebiliriz. Mahcubiyet duygusu ortaya çıktığında yüz kızarması gibi fizyolojik tepkiler, zihinsel karışıklık, benlik değerinin azalması gibi sonuçları olduğundan mahcubiyet duygusunu deneyimlemeyi istemeyiz.




Yorum bırakın