Kaygı bozuklukları çatısı altında yaygın kaygı bozukluğu, panik bozukluk, sosyal kaygı bozukluğu ve travma sonrası stres bozukluğunu ele alabiliriz.  Kaygı bozukluklarını duygu düzenleme bağlamında ele aldığımızda baskın iki duygu kaygı ve korkudur. Korku gerçek bir tehdide verilen duygusal bir tepkiyken kaygı gelecekte olası bir tehdit beklentisiyle ilgilidir. Korku vücutta savaş-kaç tepkisi oluştururken kaygı gelecekte olma olasılığına ilişkin şüphe, kaslarda gerginlik ve tetikte olma hali ile ilişkilendirilir. Kaygı bozuklukları korku ve kaygının düzenlenememesi sonucu oluşur.

Duygu düzenleme, bir durumun karşısında bireyin algı ve dikkat süreçleri ile bu durumu değerlendirmesi ve değerlendirme sonrasında verdiği duygusal tepkiyi kapsar. Duygu düzenleme stratejileri; ruminasyon (tekrarlı düşünceler), felaketleştirme, bastırma gibi olumsuz (işlevsiz) stratejileri içerirken olumlu yeniden değerlendirme, dikkat dağıtma-dikkati yönlendirme, planlı tekrar odaklanma, kabul, olumlu yeniden odaklama gibi olumlu (işlevsel) stratejileri de içermektedir.

Kaygı bozukluğu olan kişilerin duygu düzenleme stratejilerinde duygularını anlamama, kabul edememe, kaçınma gibi olumsuz stratejileri daha fazla kullandıkları görülmektedir. Kaygı bozukluğu olan kişiler bilişsel yeniden değerlendirme ve bilinçli farkındalık gibi olumlu duygu düzenleme stratejilerini kullanmakta güçlük çekmektedirler.

  1. Yaygın Kaybı Bozukluğu ve Duygu Düzenleme

Yaygın Kaygı Bozukluğu (YKB) birçok alanda aşırı kaygı duyma halidir. Kaygı oluşturan etmenler, kişinin kontrol sağlamakta zorluk çektiği alanlar olabilir. Kişi bu alanlarda yaşadığı uzun süreli kaygı nedeniyle tükenmişlik, huzursuzluk, sıkışmışlık, odaklanmada zorluk, uykuda rahatsızlık ve kas gerilemesi gibi fiziksel yakınmalara sahip olabilir. Deneyimlenen yoğun duygudan uzaklaşabilmek için o duyguyu ortaya çıkaran durumlardan kaçınmak bu bozukluğa sahip kişilerin deneyimlediği bir durumdur. Kaygı bozuklukları düzenlenemeyen yoğun duygular ile ilişkilidir. Yaygın Kaygı Bozukluğuna sahip bireylerin duygularının çok hızlı değiştiği ve duygularını çok yoğun yaşadıkları bulunmuştur. Kişilerin duygularını kabul etme, stresli olduklarında bu durumu çok zor yatıştırdıkları görülmüştür. Yaygın kaygı bozukluğuna sahip bireylerin olumsuz duygu stratejilerini daha sık kullandığı görülmektedir. Bu bireyler; duygularını anlamakta ve duygularını yatıştırmakta zorluk yaşadıkları ve kaygı verici durumlardan kaçınma davranışı gösterdikleri görülmektedir.

  • Panik Bozukluğu ve Duygu Düzenlemesi

Panik bozukluk tekrarlayan ve beklenmeyen panik ataklardan meydana gelir. Panik atak, aniden gelen ve dakikalar içinde en yoğun noktasına ulaşabilen, yoğun korku ya da sıkıntı hali olarak tanımlanır. Panik bozukluğunun risk faktörlerinden biri kaygı hassasiyetidir. Kaygı hassasiyeti kaygının istenmeyen sonuçlara neden olacağına dair duyulan inançtır. Felaketleştirilen inanç, kişinin hissettiği belirtileri olumsuz yorumlaması panik bozukluğuna yol açar. Panik bozukluğu olan kişiler olumsuz ya da olumlu duyguları ifade etmek yerine duygularını bastırmayı tercih ederler. Panik bozukluğuna sahip bireyler duygularını kabul etmekte, bilişsel yeniden değerlendirme yapmakta zorlanırlar ve duygularını bastırma stratejisini yoğun olarak kullanırlar.

  • Sosyal Kaygı Bozukluğu ve Duygu Düzenleme

Sosyal Kaygı Bozukluğu (SKB) sosyal durumda kişiler ile tanışmak, kalabalığın içinde yemek yeme, topluluk önünde konuşma yapma gibi durumlarda hissedilen olağan korku ve kaygı olarak tanımlanabilir.  Sosyal Kaygı bozukluğunun temel özelliğinin kişinin durumlara yönelik olumsuz öz inançları vardır.  Yapılan araştırmalar sosyal kaygı bozukluğu olan bireylerin bilişsel yeniden değerlendirme duygu düzenleme stratejisini kullanmakla ilgili problem yaşadığını göstermektedir. Sosyal Kaygı bozukluğu olan kişilerin işlevsel olarak tanımlanan duygu düzenleme stratejilerinden bilişsel yeniden değerlendirme ve kabulü kullanma oranları düşüktür. İşlevi olmayan duygu düzenleme stratejilerinden geri çekilme ve tekrarlı düşünceleri daha sık kullandıkları görülmektedir.

  • Travma Sonrası Stres Bozukluğu ve Duygu Düzenleme

Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB), travmatik bir olaydan sonra yaşanan ve bir aydan fazla süren çeşitli belirtileri olan bir bozukluktur. Travma Sonrası Stres Bozukluk belirtilerinin şiddeti bireylerde; duygu kabulünün olmaması, üzüntü durumlarında amaca yönelik davranışlar sergilemekte zorlanılması, duygularını anlamada güçlük yaşanması ve olumlu duygu düzenleme stratejilerine kullanmakta zorluk yaşamalarına yol açmaktadır. Travma Sonrası Stres bozukluğu yaşayan bireylerde; bastırma duygu düzenleme stratejisi kullanımın arttığı, yeniden değerlendirme stratejisi kullanımın azaldığı görülmektedir. Psikoterapi ile travma sonrası stres bozukluğu yaşayan bireylerde yeniden değerlendirme duygu düzenleme stratejisi kullanımı artırılmaktadır.

ÖZET

Kaygı bozuklukları, temelinde korku ya da kaygı veren durumdan kişinin kaçınma davranışı göstermesidir. Kaygı bozuklukları çatısı altında; yaygın kaygı bozukluğu, panik bozukluk, sosyal kaygı bozukluğu ve travma sonrası stres bozukluğunu ele alabiliriz.  Kaygı bozukluğu olan kişilerin duygu düzenleme stratejilerinde; duygularını anlamama, kabul edememe, kaçınma gibi işlevsel olmayan stratejileri daha fazla kullanmaktadırlar. Kaygı bozukluğu olan kişiler bilişsel yeniden değerlendirme ve bilinçli farkındalık gibi işlevsel olan duygu düzenleme stratejilerini kullanmakta güçlük çekmektedirler

Yorum bırakın

Previous:
Next: