Güven; kuşku duymadan inanma, çekinme ve bağlanma duygusunun oluşmasının temel etkeni olarak tanımlanabilir. Güven kişinin yaşamında iyi ilişkiler kurulmasını ve sürdürmesini sağlayan önemli bir bileşendir. Güven olmadan bireyler çoğunlukla gönüllü ilişkiyi başlatma, ilişkiyi sürdürme veya ilişkiye yatırım yapma konusunda isteksiz olabilirler.
Özel Güven, kişilerin birbirlerini tanıdıkları ve yakın ilişkilerinde yüz yüze kurdukları iletişimde oluşan güvendir. Genel güven ise birbirlerini tanımayan kişilerin etkileşimlerin de ortaya çıkan güvendir. Güven, insanların endişeleri ile korkuları ve umutları ile arzularının hassas bir şekilde birleşimidir.
Güvenin Oluşması
Güven kurulan ilişkiler tarafından şekillenir ve değişir. Bu bağlamda güven dinamik bir olgudur. Güvenin dinamikleri güvenin başlatılması, sürdürülmesi, zedelenmesini veya onarılmasını sağlar. Aynı zamanda güven bir süreçtir. Güven kişiler arasında kurulan ilişkilerde büyüme ve azalma eğilimindedir. Güven oluşmasında kişiler arasında geçen zamandan ziyade etkileşim ve iletişim önemli bir yer tutar. Yaşadığımız toplum ve kültür içinde bulunan normlar, roller, sosyal kurallar ve deneyimler güveni şekillendirir. Bireysel farklılıklarımız yani sahip olduğumuz kişilik özellikleri, mizaç, kaygı gibi etmenler başkalarına daha fazla güvenme veya şüphelenme eğilimimizi etkiler.
Güvenin Boyutları
Güven temel olarak duygu ve inançlara dayanan beklentiler ve eğilimleri ima eden bir tutumdur. Güven insanların korktuğu, şüphe duyduğu, yardıma ihtiyacı olduğu ya da karşılıklı bağımlılığın oluştuğu durumlarda kişinin hareket etmesini sağlayan sosyal bir gerçekliktir. Güvenin oluşmasını sağlayan bilişsel, duygusal ve davranışsal boyutları vardır.
Güvenin Bilişsel Boyutu
Kişiler karşılaştıkları durumlarda mevcut olan bazı beklenmedik olaylara ilişkin geçmiş deneyimlerine dayanarak yanıt vermeye eğilimliyizdir. Kişinin başkasının onaylamalarına, sözlerine ve vaatlerine güvenmesi için sahip olduğu inanç, beklenti, görüş ve birikmiş bilgiler güvenin bilişsel boyutunu oluşturur.
Güvenin Duygusal Boyutu
İlişki içinde olan kişileri birbirine bağlayan duygusal bir bağ olması, güvenin duygusal boyutudur. Karşımızdakiyle kurduğumuz empati, özdeşim kurma, temas, diğerlerinin mutluluğu ve huzuru için endişelenme, ilişkiye yönelik duygusal yatırımda bulunma ve bu duyguların paylaşıldığı inancı güvenin duygusal boyutunu temsil eder. Güvenin duygusal boyutu sayesinde yakınlarımızla ilişkisel bağımlılık hissederiz. Bu sayede bireyler, güven duygusu ile etkileşime girdiklerinde kendilerini rahatlamış ve güvende hissederler.
Güvenin Davranışsal Boyutu
Güven risk almayı, karmaşık, belirsiz durumlara karşı başa çıkmaya yarayan davranış biçimlerini içerir. Güvendiğimiz zaman savunmasız bir şekilde risk alırız. Başkalarının inançları doğrultusunda hareket etmesi güvenin davranışsal boyutunun bir sonucudur. Güvenin davranışsal boyutu sayesinde güvenilir bir şekilde davranma, dürüst olma, vaatleri yerine getirme ve gizliliği korumaya yönelik davranışlarda bulunuruz.
ÖZETLE
Güven; kuşku duymadan inanma, çekinme ve bağlanma duygusunun oluşmasının temel etkeni olarak tanımlanabilir. Güven kişinin yaşamında iyi ilişkiler kurulmasını ve sürdürmesini sağlayan önemli bir bileşendir. Güvenin oluşmasını sağlayan bilişsel, duygusal ve davranışsal boyutları vardır. Kişinin başkasının onaylamalarına, sözlerine ve vaatlerine güvenmesi için sahip olduğu inanç, beklenti, görüş ve birikmiş bilgiler güvenin bilişsel boyutunu oluşturur. İlişki içinde olan kişileri birbirine bağlayan duygusal bir bağın olmasında ise güvenin duygusal boyutu etkilidir. Güven; risk almayı, karmaşık, belirsiz durumlara karşı başa çıkmaya yarayan davranış biçimlerini içermesinde güvenin davranışsal boyutu etkilidir.




Yorum bırakın